~ OveBen ~

~ OveBen ~

Bu Yalnızlığın ve Trajikomik Hayatın Yalnızca Görünen Yüzü

Son Yorumlar

bir kale ve hayal kırıklığı..

25/10/2009

Kafamızda büyüttüğümüz kadardır bazen her şey; ne eksik ne fazla.
Üç küçük domuzdan ilk ikisi evlerini ne kadar sağlam sanıyorsa o kadardır işte yıkılmaz sandığınız kaleleriniz.
Acımasız bir kurdun tek bir nefesiyle yıkılıverir ümitleriniz, hayalleriniz.
Belki kurt iyi niyetli belki art düşünceli.
Sonuçta nefes üflenmiştir ve yıkılmıştır kaleler.
Anlarsınız ki birçok şeyden daha sağlam sandığız o yapı kumdanmış meğer.
Oysa inşa ederken ne malzemeden çalınmıştı ne kötü mal kullanılmıştı.
Zararsız bi kumdan kalenin yıkılması, belki de ardında bıraktığı hayal kırıklığı yüzünden bu kadar can yaktı..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İnsan/Hayvan=Akıl > Hayvan≠İnsan

5/7/2009
Kategori: Hayata Dair





















                    Hiç kendinizi boşlukta hissettiğiniz oldu mu? "Neden burdayım, ne yapıyorum, amacım ne benim, bu dünyaya şu otu yemek, şu sudan içmek, şurayı gezmek, şu okulu bitirmek sonra da toprakta ağzı açık etleri böcekler tarafından kemirilen bi kafatası olmak için mi geldim?" diye geçiyor mu aklınızdan?

                      Bu soruyu başlarda deli gibi her şeye sorardım. Neden böyle? Ali neden Ayşe'ye topu atıyor, Ayşe neden tutuyor? O top niye bana atılmıyor? Oysa Ali'nin ata bakarken hep ben de ona bakardım, neden nedeeeennn!!" diye haykırışlarım hala zihnimde Mutlu (Ayrıca bu konudaki düşüncelerime 2. bir yazıyla devam etmek isterim. Her neyse.)

                     Oysa artık her şeye mantıklı bir kılıf diker oldum. Yanlış anlaşılmasın, belli bir amaç güderek yazmıyorum bu yazıyı. Kim ne yaparsa yapsın bana ne, ama sadece fikir paylaşımı benimkisi. Aklımdan geçenleri söylüyorum ki, 'benimle aynı düşünceleri paylaşanlar neden paylaşıyor, farklı düşünenler neden öyle düşünüyor' merakı. Artık her "neden"ime bir "çünkü"m oluyor. Çünkü cevap zaten doğada yer alıyor. Biz gerçekten milyonların arasından bu dünyaya bir kafatası olarak kalmak için gelmemiş olsak gerek.. Bence; eğer ot olarak bitmemişsek, kuş olarak doğmamışsak, insan olarak yer yüzünde yer alıyorsak, olmadığımız her şeyden bir farkımız olmalıdır. Peki nedir fark?

                     Hayvanların ve insanların evrensel genellemelerle işlevleri ve yaşam biçimlerine bakarsak;

  • İnsanlar besleniyor , hayvanlar da.
  • İnsanlar uyuyor, yan gelip yatıyor, hayvanlar da
  • İnsanlar güvenliğe ihtiyaç duyuyor, hayvanlar da.
  • İnsanlar çalışıyor, e hayvanlar da çalışıyor(çalıştırılıyor)
  • İnsanlar ürüyor, anne-baba oluyor, hayvanlar da.
  • İnsanlar giyinmeye ihtiyaç duyuyor diyemeyeceğim çünkü artık duymayan türleri var Kararsiz
  • İnsanlar düşünüyor da diyemeyeceğim, çünkü düşünmeyen o kadar çok örneği var ki. Şimdi hak yemeyelim; düşünüyoruz, icat ediyoruz, geliştiriyoruz... Bunlar hayvanlardan farkımız denilebilir. Ancak sonuç nedir? Vahşice öldürüyoruz, pisletiyoruz, kirletiyoruz, kendi kendimizi imha ediyoruz.. Hem de ekoloji denilen sistemin kuralı olmadığı halde, yani gereksizce yapıyoruz bunu. Neyse konumuz bu değil.
  • Hayvanlar itaat edebiliyor, kendini tehlikede hissedince değişebiliyor, hisleri var, ağlıyor gülüyor, tutuyor, yüzüyor, güneşleniyor, yürüyor hatta konuşuyor, tüm insanlar gibi.
                       Bunca şey listeledik de ne oldu? E ne farkımız kaldı artık hayvanlardan? Yalnızca temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya mı geldik gerçekten bu dünyaya? Her "kendini gerçekleştiren ideal benlik" içinde biraz da "tüm sorulara cevap bulabilmiş ve gerçekten uygulayabilmiş hayvandan farkı olan yüce insan" barındırmaz mı?

                       Affınıza sığınıyorum ama, birkaç felsefik söz müdür bizi insan yapan, düşündüğümüzün ispatı. Ne diye insan olarak gönderildik o halde biz? Bir sebebi olmalı diye geçmedi mi gerçekten. Oyunun kuralları bize hem yazılı olrak verilmiş, hem de örnek insanlar gönderilmiş oyunu nasıl oynayacağımızı, hangi durumda ne yapmamız gerektiğini gösteren. Hem de bizler o kadar zor koşullarda da gönderilmemişiz. Yerine göre basit ve eğlenceli evcilik tüm düzeneğiyle kurulmuş, bizler "çocuk" rolü ile tek tek bu oyuna sokulmuşuz. "Aaaaa ben oynamıyorum böyle bi kural yok, yalan söylüyorsunuz, bu kuralları ve bilgileri de okumayacağım, ben kendi kuralımı kendim yazarım, evciliğimi de kafama göre tamamlayacağım" demek ne kadar doğrudur ki? Bir de bakmışsınız, oyuncu değişikliği panosunda sizin numaranız, siz de mezarlık kulübesine "rahmetli" oyuncu olarak gönderiliyorsunuz..
 
                      Cidden sonunda "o mamma miiaa, beni insan yapacak olan şeyler arkamda bıraktığım eşşsiz hazinemdir, mirasımdır" diyenlerdenseniz; size kocaman bi "bızzzttttt". (Yeri gelmişken, hayvanlar bunu da yapabiliyor. Örneğin; karıncalar.)

                      Emin olun "dünyada çocuğunuza torununuza bıraktığınız mallar joker hakkı"diye bir şey yok ve "rekor düzeyde içilen alkolün şişeleriyle çekilen fotoğrafın facebookta paylaşım sayısı","modayı takip edebilme ve gucci, burberry vb. markaların son sezon ürünlerini herkesten önce alma hızı" geçersiz sayılacak  sınavda.. Bunca yazılanı tek bir cümlede özetleyebilir miyim? Deneyeyim. Hayvanlardan farklıysak, hayvanların yapabildiklerinden farklı şeyler de yapmak gerek. Düşünüyorsan; akla, mantığa, inanca vb. sahipsen ispat et. Tabi mezarlık kulübesine gönderilmeden önce..

                    Kısaca, bu güne kadar ki öğrendiklerim, (olacaklar, bizi bekleyenler vb. bilgiler, uyarılar) ışığında şunu söyleyebilirim ki, titreyip kendimize gelsek(ben de dahil) iyi olacak kanaatindeyim..

pacch

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Don't forget me/Beni Unutma...

5/7/2009
Kategori: Hayata Dair

Unutmak..

Hem çok güzel bir duygu, hem de çok kötü. Hele de bu eylem edilgen bir yapı almışsa.. Bu değil mi hayattaki bütün çaba?

Birçok insanın ünlenmek istemesi, arkada bir şeyler bırakmaya çalışması, seni anmayanın, hatırlamayanın, arayıp sormayanın "hayırsız" olması, bir evlat bile bir miras değil mi bu hayata?

Bazen de çok işlevsel bir özellik, hele bir de edilgen olmamışsa.. Kötü anılar, elde olan yada olmayan yaşamışlıklar.. Kötü olay lekeleri damlayan zihninizi "Kuru Unutma Şirketi"ne vermek gibi; "Hızlı ve temiz, En Zorlu Lekeleri En Geç 40 Günde Unutturuyoruz" ki biz buna halkça "kırkı çıkmak" diyoruz...

Oysa unutulmalı mı her şey? E o kimdi? Sen unuttuysan yaşamadıysan o yaşayan, hikayenin baş kahramanı/yardımcı oyuncusu/figüranı/şahidi kimdi?

Biz miyiz acaba basitleştiren her şeyi? yoksa hayat gerçekten bu kadar basit mi? Sözüm çabucak unutmayanlardan/her şeyi -hakkıyla- hatırlayanlardan dışarı..

Unutmak bir yana, ben de mi hatırlanma telaşındayım? Galiba.. Benden miras bu yazıyı da ardımdan aşağıda yer alan şarkı eşliğinde okuyun efendim(daha akılda kalıcı olsun diye, e bu da bir strateji tabi Masum).

Sağlıcakla..

pacch

Don't Forget Me (Neko Case)

In the wintertime keep your feet warm
But keep your clothes on and don't forget me
Keep your memories
But keep your powder dry too

In the summer by the poolside
While the fireflies are all around you
I'll miss you when I'm lonely
I'll miss the alimony too

Don't forget me, don't forget me
Make it easy, only just for a little while
You know I think about you
Let me know you think about me too

And when we're older and full of cancer
It doesn't matter now, come on get happy
'Cause nothing lasts forever
But I will always love you...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Muzice Gibi Bir İlaç

22/9/2008
Kategori: Hayata Dair


Belki de reçetesiz satılan, her bütçeye uygun, herkesin kolaylıkla bulabileceği , gösterdiği reaksiyonları gösterebilen herhangi bir kocakarı ilacı şimdiye kadar üretilmemiş, üretilmesine de tüm (kocakarı demeyelim de) teyzeler tarafından teşebbüs bile edilmemiş tek bir ilaç var galiba.
İlk anda bitkisel hayat yolcusu olan hasta bu ilacı almak istemiyor, şekerli veya portakallısı da yok üstelik işi kolaylaştıran. Yakınlarda eş, dost, akraba, artık kim varsa, ısrar ediyor bu ilacı alması için. Ama hasta ısrarla, hatta belki ıslak gözlerle kapatıyor ilaca bünyesini. Etraftakiler oyalayıp, ilacı "ham yapması" ve iyileşmesininı sağlamak için ısrar ediyor, alışverişe, lunaparka, koşuya, hatta platese bile götürebiliyorlar kandırmak için. Tabi bu arada hastaya çaktırmadan ilaç da enjekte ediliyor, tüm sistemlerine karışıp etkisini göstermeye başlıyor.
Arada tekrar, bir görüntü, bir yiyecek, yaşanan bir anı, bir hikaye vb. hastalık semptomlarını tetiklese de, düzenli olarak alınmaya devam edilen ilaç sayesinde kısa sürede tüm reaksiyonlar ortadan kalkıyor.
Hasta tedaviye olumlu yanıt veriyor, bitkisel hayata girmek üzereyken bu mucize ilaç sayesinde yeniden, hatta eskisinden daha sağlıklı ve stabil hayatına kavuşuyor.
Ne mi bu ilaç? Yalnızca zaman...

pacch

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kuzine Abla

1/8/2008
Kategori: Kuzine Abla

Kuzen Kadar Yakın, Kuzine Kadar Sıcak..

Bir aralar adım güzin ablaya çıkmıştı ve hala da bazı kişilerce öyle geçiriliyor

Geçenlerde aklıma dank etti, herkesin birçok derdi ortak, bu derde çözüm bulma olayını sitede yapayım hem birçok kişi faydalansın diye Ve böyle yepyeni bir sayfa açtım Bundan gayri derdinizi isminizi vererek/vermeyerek, yazın buraya, eğlenceli ve yararlı çözümler bulalım çok ciddiyim yav Sloganım da tarihe altın harflerle yazılsın lütfen :P

Kuzine abla; kuzen kadar yakın, kuzine kadar sıcak dert ortağı

(e-posta adresiniz vs. asla açıkla nmayacaktır. )

-not: verilen önerileri denemeyiniz bile

-

 

(bu yazımı da diğer sitemden getirdim, ama yorumları getiremedim. yoksa orda 40a yakın tavsiye vermiştim yani

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı