![]()
![]()

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Belki de reçetesiz satılan, her bütçeye uygun, herkesin kolaylıkla bulabileceği , gösterdiği reaksiyonları gösterebilen herhangi bir kocakarı ilacı şimdiye kadar üretilmemiş, üretilmesine de tüm (kocakarı demeyelim de) teyzeler tarafından teşebbüs bile edilmemiş tek bir ilaç var galiba.
İlk anda bitkisel hayat yolcusu olan hasta bu ilacı almak istemiyor, şekerli veya portakallısı da yok üstelik işi kolaylaştıran. Yakınlarda eş, dost, akraba, artık kim varsa, ısrar ediyor bu ilacı alması için. Ama hasta ısrarla, hatta belki ıslak gözlerle kapatıyor ilaca bünyesini. Etraftakiler oyalayıp, ilacı "ham yapması" ve iyileşmesininı sağlamak için ısrar ediyor, alışverişe, lunaparka, koşuya, hatta platese bile götürebiliyorlar kandırmak için. Tabi bu arada hastaya çaktırmadan ilaç da enjekte ediliyor, tüm sistemlerine karışıp etkisini göstermeye başlıyor.
Arada tekrar, bir görüntü, bir yiyecek, yaşanan bir anı, bir hikaye vb. hastalık semptomlarını tetiklese de, düzenli olarak alınmaya devam edilen ilaç sayesinde kısa sürede tüm reaksiyonlar ortadan kalkıyor.
Hasta tedaviye olumlu yanıt veriyor, bitkisel hayata girmek üzereyken bu mucize ilaç sayesinde yeniden, hatta eskisinden daha sağlıklı ve stabil hayatına kavuşuyor.
Ne mi bu ilaç? Yalnızca zaman...
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bir aralar adım güzin ablaya çıkmıştı ve hala da bazı kişilerce öyle geçiriliyor
Geçenlerde aklıma dank etti, herkesin birçok derdi ortak, bu derde çözüm bulma olayını sitede yapayım hem birçok kişi faydalansın diye
Ve böyle yepyeni bir sayfa açtım
Bundan gayri derdinizi isminizi vererek/vermeyerek, yazın buraya, eğlenceli ve yararlı çözümler bulalım
çok ciddiyim yav
Sloganım da tarihe altın harflerle yazılsın lütfen ![]()
Kuzine abla; kuzen kadar yakın, kuzine kadar sıcak dert ortağı
(e-posta adresiniz vs. asla açıkla nmayacaktır.
)
-not: verilen önerileri denemeyiniz bile
-
-
(bu yazımı da diğer sitemden getirdim, ama yorumları getiremedim. yoksa orda 40a yakın tavsiye vermiştim yani 
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Heyt bee neydi o eski günler
Bizimkiler dizisi hiç kaçmaz, her pazar banyodan sonra mutlaka izlenirdi.. Eğer misafirliğe gidilmişse orda tam gaz devam.. Sanal bebeklerimiz bir yaş arttığında müthiş bir mutluluk sarardı. Öldüğünde yine aynı derece üzüntü… Her Allah’ın günü okula gitmek için kaldıran annemize yalvarırken, hafta sonları nasıl büyük bir azimle çizgifilm izlemek için kalkardık hala şaşıyorum
Özellikle de şeker kız candy, (abim yüzünden izlemek zorunda olduğum ve sonradan müptelası haline geldiğim) Tsubasa(topu alıp kaleye götürürken aştığı dev gibi çizgi çizgi saha yollarını kim bilmez
Hele de topu şimşek gibi çaktıktan sonra filede açılan delikleri…), Şirinler, Taş devri ve Jetgiller.. Hatta şu Jetgilleri izlerken 2010 yılı çoook uzak gelirdi, o yıllarda uçan ve tek düğmeyle kibrit kutusu olabilen arabaların, havada evlerin, robotların, kapsül halinde yemeklerin, uyandırma servisinin olacağını falan sanırdım.
Şimdi bakıyorum da, 2010′a ay sayıyoruz. Bu da bizim yaşlandığımız gerçeğini daha bir doğruluyor sanki… Nerde benim avunma cümlem, heh, kemm kümm,”Her yaşın ayrı bir güzelliği var”
O yıllar deli gibi atari modası vardı. Hatta sanırım bizim evde biryerlerde hala duruyor o kutu. Her çizgi filme göre bi oyun kaseti olurdu. Sonra yerini playstationlar aldı, şimdi ise pcler.. Ama hala benim aklıma takılır.. Nasıl çalışıyordu o “duck hunt” adlı oyunda tabanca? :S
Ah o pamko’lar, yumiyum’lar, taso çıkan cheetos’lar, küçük paketler halinde satılan saralleler, annelerden gizli alınan ve bisikletin tepesinde küçük molalarda yenen meybuzlar.. Ah o kokulu silgiler, cafcaflı kaplıklar, dışı lazer boya kaplamalı kalemler, beslenme çantaları, patenler, ayak altından geçmeli taytlar, evde yapılan çiftkale maçlar(büyüdükten sonra küçük geliyo tabi holl)… Ah ahhh…Hakkaten yaşlanmışız bee : ) Ama ne mutlu, dolu dolu yaşlanmışız.. Ve böyle dolu dolu da yaşlanırız inşallah…
pacch
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
(dikkat, kategoriden de anlaşılacağı üzere bu yazı saçmalıktır, beğenmiyorsanız okumayınız :D)
Ne zamandır diğer sitemde taslak olarak saklı tuttuğum bu yazıyı hortlatıp pörtletme zamanı geldi..
Herkesin batıl inançları vardır, benim yok diyen var mı, elleri göreyim?
Yok..
Kimi elden bıçak vermez, kimi kara kediden kaçar, kimi merdiven altından geçmez, kimi ayna kırılmasının 7 yıl uğursuzluk getirdiğine inanır, kimi gece sakız çiğnemez, tırnak kesmez vs. vs… Bu konuya artık bilimsel bi açıklama getirmenin zamanı geldi
Nerden çıkmış ki bunlar, nasıl çıkmış hep aklıma takılmıştı. “Deneme-yanılma” yöntemiyle buldum hepsini ve açıklamada olabildiğince az bilimsel terim kullanarak altta(bknz alta) açıkladım
Elden bıçak vermek: Bu işlem yapıldığında, uğursuzluk getirileceğine inanılır. Bu hurafenin çıktığı noktada büyük ihtimal şöyle bir olay cereyan eder ![]()
Co ogün eve gelmiştir. Ceyn de temizliğini yapmış, ufak bir iki ayrıntıyı halletmektedir. Gelir gelmez mutfağa giren aç co’ya ceyn içerden bıçağa ihyacı olduğunu ve getirmesi için seslenir. Co mutfakta yarım kalan tıkınma işlemini biran önce halletmek için bir hışım bıçağı sapından tuttuğu gibi bakmadan eşine uzatır. O sırada elini uzatmış olan ceyn’in eli kesilir, yeni yıkadığı danteller kana bulanır. O zamanlarda da vişne, kan, çim lekesi gibi lekeleri çıkaran omo bulunmamıştır. Ceyn panik halde “boyun devrilmeye coo, bak ne halt ettin” diye co’ya haykırır. O günden sonra asla elden ele bıçak verilmez, bu alışkanlık yayılır gider…
Kara Kedi: İki arkadaş yolda giderlerken kapkara bir kedi görürler. Pisi hem önlerinden geçmekte, hem de tuhaf mırıldanmalar çıkararak . İki meraklı ve saf arkadaş bu pisiye dalmış giderlerken biri direğe çarpar, diğeri de direğin yanındaki belediye çukuruna takılıp düşer. O günden sonra nerde bi kara kedi görseler önlerinden geçmesine izin vermezler, verdirmezler. Bu da yayılır gider..
Merdiven altından geçmek: Yerçekimi kanununa uyan bir merdiven, dengesizce koyulduğu için altından geçen kişinin üzerine düşer.
Ayna kırılması:Bu kıtlık zamanlarında, daha ortada öyle fazla ayna yokken, olanlarda çok pahalıyken, kendini beğenmiş bir bayan tarafından ortaya atıldığı iddia edilir. Aynası kırılan yaşı geçmiş bayan, aynaya bakarken düşürüp kırar. Çığlık çığlığa, kendimi göremezsem nasıl yaşarım diye ortalığı yıkar. Tabi cam kırıklarının milletin ayağına batması da cabası. O günden sonra bu bayan ne kötülük yaşasa bu aynacağızdan bilir. 7 yıl sonra da hakkın rahmetine kavuşur zaten. Birdaha da kötü birşey olduğunda “eiyy bu o aynanın işi, pis uğursuz” diye ciyaklayan biri olmadığı için ve hizmetçileri bu bayandan kurtuldukları için uğursuzluğun üzerlerinden gittiğine inanırlar ve süre 7 yılla sınırlandırılmış olur..
Gece sakız çiğnemek: Safın biri gece ağzında sakızla uyuyakalır ve soluk borusuna kaçarak ölüm sebebi olur. E memlekette saf mı eksik, birkaçç tanesinin daha başına gelince bu olay doğrulanır ve yayılır gider..
Gece tırnak kesmek:Daha köylere elektrik gitmediği zamanlarda ve gaz lambalarının da her odada olmadığı zamanlarda gece tırnak kesenler mutlaka parmaklarından bir parça da kesmektedirler. Bunun mikrop kapma olaylarını depreştirdiğini gören, köyün okumuş ebesi(o zamanlar köyün doktoru sayılırdı) şimdi bilimsel açıklama yapsam inanmazlar en iyisi onların anlayacağı dilden söylemek’ der ve ortaya böyle birşey atar. Günümüze kadar geldiğine göre, bu cümle baya işe yaramıştır…

(bu yazım 19 eylül 2007de yazılmıştır. diğer siteme icra memurları gelince buraya taşıyorum
)
pacch
)
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı