![]()
![]()

Heyt bee neydi o eski günler
Bizimkiler dizisi hiç kaçmaz, her pazar banyodan sonra mutlaka izlenirdi.. Eğer misafirliğe gidilmişse orda tam gaz devam.. Sanal bebeklerimiz bir yaş arttığında müthiş bir mutluluk sarardı. Öldüğünde yine aynı derece üzüntü… Her Allah’ın günü okula gitmek için kaldıran annemize yalvarırken, hafta sonları nasıl büyük bir azimle çizgifilm izlemek için kalkardık hala şaşıyorum
Özellikle de şeker kız candy, (abim yüzünden izlemek zorunda olduğum ve sonradan müptelası haline geldiğim) Tsubasa(topu alıp kaleye götürürken aştığı dev gibi çizgi çizgi saha yollarını kim bilmez
Hele de topu şimşek gibi çaktıktan sonra filede açılan delikleri…), Şirinler, Taş devri ve Jetgiller.. Hatta şu Jetgilleri izlerken 2010 yılı çoook uzak gelirdi, o yıllarda uçan ve tek düğmeyle kibrit kutusu olabilen arabaların, havada evlerin, robotların, kapsül halinde yemeklerin, uyandırma servisinin olacağını falan sanırdım.
Şimdi bakıyorum da, 2010′a ay sayıyoruz. Bu da bizim yaşlandığımız gerçeğini daha bir doğruluyor sanki… Nerde benim avunma cümlem, heh, kemm kümm,”Her yaşın ayrı bir güzelliği var”
O yıllar deli gibi atari modası vardı. Hatta sanırım bizim evde biryerlerde hala duruyor o kutu. Her çizgi filme göre bi oyun kaseti olurdu. Sonra yerini playstationlar aldı, şimdi ise pcler.. Ama hala benim aklıma takılır.. Nasıl çalışıyordu o “duck hunt” adlı oyunda tabanca? :S
Ah o pamko’lar, yumiyum’lar, taso çıkan cheetos’lar, küçük paketler halinde satılan saralleler, annelerden gizli alınan ve bisikletin tepesinde küçük molalarda yenen meybuzlar.. Ah o kokulu silgiler, cafcaflı kaplıklar, dışı lazer boya kaplamalı kalemler, beslenme çantaları, patenler, ayak altından geçmeli taytlar, evde yapılan çiftkale maçlar(büyüdükten sonra küçük geliyo tabi holl)… Ah ahhh…Hakkaten yaşlanmışız bee : ) Ama ne mutlu, dolu dolu yaşlanmışız.. Ve böyle dolu dolu da yaşlanırız inşallah…
pacch